Temmuz, 2008 Tarihindeki Yazılar...

Yılan hikayesine dönen kedi hikayesi

Kahramanımız bu sefer bir kedi. Ama öyle böyle bir kedi değil, zekası sanırım beni devirecek ölçüde. Hırçın ve panter soyundan geliyor belli çünkü beni kaç kere panter edasıyla tehtit etti Hikayemiz şöyle; Evvel evvel zaman içinde değil tabi bir kaç gün önce bilgisayarımın başında bloğumla uğraşırken bir kedinin karşımdaki çekyata girip çıktığını görüyordum. Seslenmedim dedim bunun bir derdi vardır. Velhasıl kelam (tam olarak ne demek bende bilmiyorum  ) kedimiz girip çıka çıka oraya saray mahiyetinde yuvasını yapmış. Sonra bir gün kedi TAMAMINA BAK>>>

Israr üzerine yazılan bir yazı

Bir diyar vardı eskiden. Şelaleler o kadar coşkun akardı ki sadece sesi yürüyen koca bir ordu gibiydi. Sessizlik bazen ormanlarda hüküm sürerdi. Ceylanlar kokmaz ve sadece bakıp huzurlarını dile getirirlerdi. Bir çocuk vardı bu diyarda sessiz, alıngan ve alabildiğine masum. Tek yaptığı yürüyen karıncaları izleyip yol bulmalarına yardımcı olmak ve ceylanlara gülümsemekti. Sessizlik huzurun şahitçisiydi. Ve günler geçti…

Aylar orda umursanmazdı çünkü diyarın güzelliği zaten her saniye aynıydı. Ağaçlar rengarenk yapraklarıyla adeta diyarın renk pınarlarıydı. TAMAMINA BAK>>>

sadece bir yazı

Bir mutluluk anının başka bir mutlu insan tarafından kremaya boyanmış haline şahidiz. Oluşan herbir mutluluk hormonunun yüze yansımasının anıdır. Zaferin sarhoşluğunun kelimelerle değil beden diliyle anlatılmasıdır. Bu hazzın verdiği zevki başkalarıyla paylaşmanın, yıkıcı derecede  mutluluğu arttırdığının resmidir. Hayatın bazen unutulup geçici bir mutlulukla durdurulabileceğinin resmidir. Unutulan hayatın verdiği huzurun birazda mutlulukla karışmış halidir. İnsanın hayatın dışına çıkıp kendi kendine mutluluk yaratabileceğinin küçük bir kanıtıdır. Ömrümüzün başkalarının kurduğu bu saçma hayat sisteminde ilerlemesine biraz dur demenin resmidir. Dur durak bilmeyen koşuşturmaların ve sistemde bir yer edinme çabasının unutulmasıyla ortaya TAMAMINA BAK>>>

yeni bir umutsuzluk günü

Yeni doğmuş güneşin ardından yeni bir güne başlıyoruz. Hayallerimiz çok kısıtlı. Nefes almamız bizim için bir şans. Biz esir hayatı süren zavallı iki çocuğuz. Artık yaşadığımız hayatı kabullenmiş bir put gibi duruyoruz. İçimizdeki korku ve güvensizlik vucudumuzun her anıyla kendini belli ediyor. Yollar sadece yeni bir tutsaklığa giden serüven bizim için. Hayallerimiz başkalarının hayalleri için çalışmış. İsteklerimiz sadece biraz güven hissetmekten ibaret. İhtiyaçlarımız sadece biraz yemek ve su. Belkide güneş sadece ölmemize yüz tutmuş bir günün habercisi bizim için. Ölmek belkide en TAMAMINA BAK>>>

bir özgürlük anı

Özgürlüğün ve mutluluğun aynı anda yaşanması ne büyük zevk. Su, daha fazla özgürlük dercesine şahlanmış. Havada kalmanın verdiği haz ve zevk özgürlüğü temsil ediyor. Geleceğe dair düşüncelerin olmaması ve güven, özgürlüğü kat ve kat arttırıyor. Çocuk olduğunu hissetmek böyle bir şey olsa gerek. Özgürlük ve güven duygularının mutluluğa dönüşmesi . Belkide büyürken büyüdüğünü hissetmek ve çocukluğunu özlemek yaşamın en zevkli anları. Ben şanslı çocuklardan mıyım yoksa olması gerektiği gibi yaşayan çocuklardan mı? Belkide bazılarına göre şanslı çocuklardanım ama bence olması gerektiği gibi yaşayan TAMAMINA BAK>>>

Acının yazılmış hali

Bu yazının ismi acıdır. Nedeni içinde gizli! Susmak istiyorum bazen sadece susmak. Olanların aslında var olmadığını kendime söylemek istiyorum. Çünkü olanlar halen beynimin alamayacağı kadar ürpertici. Konuşmak sadece içimdeki sızının daha çok yanmasını sağlıyor. O yüzden susmak ve sadece kendimle konuşmak istiyorum. Kendime hep mutlu olacaksın ve istediklerin hep olacak diyorum. Ailenin hep yanında bulacaksın ve onları hiç kaybetmeyeceksin diyorum. Yalanın olmadığı ve huzurun 10 katına çıktığı bir anda annene sarılıp seni seviyorum diyeceksin diyorum. Kardeşlerimin gülücükler saçıp etrafımda oturup mutlu olduklarını TAMAMINA BAK>>>

Ben bir boyacıyım

Ben bir çocuğum. Kimliğim sadece boyacılıktan ibaret. Koca binalar ve içinde yaşayan insanlar tarafından sıkıştırılmış bir halde düşünüyorum; “Geleceğim nasıl olacak acaba?” Umutsuzum. Sadece kendimi dinliyorum. Kendimden çıkan ses hep aynı “kabul et sen bir boyacısın”. Ağlamak istiyorum ama işe yaramayacağını bildiğim için hep içime atıyorum. gelecek benim için sadece yeni umutsuzluklar için bir süreç. Sadece sıcak bir odada gelecek kaygısı olmadan kıvrılıp uyumak istiyorum. Uyandığımda sıcak bir yemeğin annem tarafından uzatılmasını istiyorum. Yemeğimi yerken sıcak sıcak bakan bir çift göz istiyorum. Sonra TAMAMINA BAK>>>

Bu özel bir yazıdır. Yazılmasına sebep olan henüz okumamıştır.

Bir su damlası gibiyim bugün. Nereye akacağını bilmeyen ve nasıl şekilleneceğine karar veremeyen. Bir gül istiyorum üstüne düşeceğim ve kendimi ona adayıp onu güzelleştireceğim. Kokusunu hissetmek istiyorum tüm zerrelerimde ve koklamak istiyorum üstüme sindiğinde. Bir su damlasıyım ve ancak güzel bir güle yakışırım.

Gül kendinden habersiz bekliyor. Göğe dalmış ve gelecek bir damla su bekliyor. Güneş kendisine uzanmış güzelliğini yansıtıyor. Rüzgar gelecek damlanın habercisi. Bulutlar henüz görünmemiş, ama ümit o kadar fazla ki, bulutsuz bir gökyüzünden bile damlanın gelmesi bekleniyor. Gül TAMAMINA BAK>>>

kainatın en güzel çiçeğine

Küçük bir odadayız beraber. yanımızda tahtadan bir masa duruyor. oturuyoruz ve gözlerimizi gözlerimize dikiyoruz. Sen yeşil gözlüsün, ben gözlerine hayran birisi.Unutuyorum kendimi ve sana dalıyorum. Gözlerinin içindeki ışıltıdan ruh halini yorumluyorum “sen kainata gelmiş en güzel çiçeksin.” diyorum içimden. Elimi masaya koyup , başımı elime yaslıyorum. ve sana tekrar dalıyorum. İçimden yine aynı şeyler geçiyor “sen kainatın en güzel çiçeğisin”. Zaman akıp geçiyor ve ben uyuya kalıyorum. Sonra birden uyanıyorum ve sen yanımda yoksun. Ben küçük bir odadayım ve seni özlüyorum. Nerdesin TAMAMINA BAK>>>

tut elimden ve sadece bana bak

Üşüyorum annem tut ellerimi. Yanağıma bir öpücük kondur ve sıcak bakışlarınla içimi ısıt. Özledim seni anne belirsizliklerim içinde kaybolmuşken bul beni. Seviyorum seni anne gözyaşlarımın her damlasında sen varsın. Unutmuşum belki seni belkide hiç hatırlamıyorum yüzünü. Ama özlemin içimde o kadar büyükki yaşadığını bilmek bile beni avutabiliyor. Sensizim, soğuğum ve acı içerisindeyim…

Bir rüzgar essin istiyorum. Senin saçından bir tel koparsın, onu uçursun ve yanıma getirsin. Bir koku istiyorum içinde güven ve ilgi olan bir koku. Unutmak istiyorum tüm dertlerimi ve TAMAMINA BAK>>>